GünlükKategorisindeki makaleler listeleniyor
Botrettin Hoca
Bu Ramazan'da hem eğlencelik, belki de işe yarar, bir ürün ortaya çıkardık; adı Botrettin Hoca. Bu hocamız oruçla ilgili soruları itina ve açık dille yanıtlıyor, şefkatli ve nurlu kişiliği ile soru soracakların içinin rahat olmasını sağlıyor. Hatta karşısındaki kişi tereddüte kapıldığında ona cesaret veriyor; "zinayı, mastürbasyonu falan merak ediyorsan sor, çekinme evladım" diyor.
Hocamız beklenilen ilgili gördü, sanırım zamanla artarak devam edecek. Hocamızla gelenlerin büyük bir kısmı müstehcen konulardan bahsediyor, küfürlü konuşuyor, hoca ile dalga geçiyor. Zaten bu beklediğim bir şeydi, hiç şaşırmadım. En çok söylenen şeylere şöyle bir baktığımda; sevişmek(genelde bu kadar kibar yazmıyorlar), zina yapmak, mastürbasyon konuları başı çekiyor.
Sanrıım şöyle bir diyalog her şeyi özetler:
hoca: Ramazan-ı şerifleriniz hayrola
kişi: ALO
kişi: kaza gerektiren durumları sor, bir bir sayayım sana!
kişi: NE KAZASI
hoca: Kaza nedir? Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır.
kişi: VALLAHAMI
hoca: oruç tutmanın sevabını, orucun çeşitlerini falan sorsana evladım!
kişi: KIZMA HOCA YA
hoca: bana gösterdiğin hürmet takdire şayan!
kişi: SEN BUNA DEĞERSİN
hoca: Tövbe estağfurullah!
kişi: KARIMI ÖPSEM ORUÇ BOZULURMU
hoca: Sevgi, muhabbet hoştur ve önceliklidir, eşler arasında sevginin dozu yoktur ancak sevişmenin ayarı çizilmiştir, sulu öpüşme, ve şehveti azdırma bedende bazı tepkilerin metebolizmayı etkilemesi açısından kontrol elde tutulduktan sonra meşrudur, ancak oruçlu iken ön sevişme diye bilinen hususlar sonucunda eşlerin kontrolü zordur, bu freni patlamış bir tırı yokuş aşağı durdurmaya çalışmak gibidir, uygun olanı sarılıp buse şeklinde alından öpmek olabilir, dudak öpüşmesi eşlerin orucunda şüphe ve çürüklük doğuracaktır, nasıl yemeden içmeden yana fedakarlık ediliyorsa sevişmeden de fedakarlık edilebilir, orucun bir etkisi de şehveti engellemektir, o nedenle bekar gençlerin şehvet hastalığına yakalanmamaları için nafile oruç tavsiye edilirdi, oruç cinsel dürtüyü asgariye indirger.
kişi: SENİN KARIYI ÖPSEM
olay bitmiştir, hahaha.
Az önce Ntv televizyonundan geldiler, çekim yaptılar, televizyona çıkacakmış hocamız. http://orucumbozulurmu.comİşsizlik ve Beyhude Başvurular
Asla dikkate alınmayacak bir başvurunun neden yapıldığını anlayamıyorum.
Geçen yayınladığım şu ilana yaklaşık otuzbeş kişi başvurdu; bunlardan sadece dördüne geri dönüş yaptım.
http://cookingthecode.com/a41_Botego-Php-gelistirici-is-ilani
Bu durum belki de ülkemiz hakkında bize bir şeyler söylüyor olabilir; belki de çaresizlik beyhude başvuruların sebebidir.
Türkiye'de iş mi yok? İşsizlik mi çok? Kalifiye olmayan insan mı çok? Çalışmayı istemeyen insan mı çok? Sadece para için, sadece karnını doyurmak için çalışmaya mecbur kalan, çalışmayı bir zulüm olarak gören insan sayısı mı çok?
Bunlar zaten herkesin sorduğu sorlardır. Tek diyeceğim; bazı tatlar, duygular vardır, yaşanmadan hayal bile edilemez, tarifleri mümkün değildir. Devamını getirmeme gerek yok, kafi derece zekisiniz.Beni oku!
Şu sıralar Emile Zola - Meyhane kitabını okumaktayım. Kitabı bitirmeden hakkında bir şey söylemek istemesem de fakir edebiyanının her zaman yazarların baş tacı olduğunu, fakirlik edebiyatlarının ise iç karartıcı ve bir o kadar da gerçeklerle dolu olduğunu söylemek isterdim. Aha... Söyledim mi ne? Çok espiritüel olduğumu düşünecek kadar budala değilim.
Meyhane'yi okurken gözüm sürekli Platon'un Devlet kitabına takılıyor; ameliyattan hemen sonra kız kardeşimden benim için okumasını isteyerek dinlemiş oldum. Sonra biraz da ben okudum; rastgele açtım bi sayfayı, sonra bir başka rastgele sayfayı okudum. Güzel, kitap. Artık her sabah cilve yapaıyor, ben de daha iyi görülebilmesi için onu diğer kitapların önüne koydum; şimdi ön kapağı ile ateşli şekilde bakıyor.
Az kaldı, elimdekini tüketince, ona gideceğim, bana kavuşacak. İkisini bir arada mı idare etseydim? Oh, hayır! Emile Zola ile ilk ve kısa birlikteliğime saygım var, sevgimin olup olmaması beni ilgilendirir. Ama unutmuş da değilim, belki bir sonraki yazımda kendisinden bahsederim; Jervez'den, Latinya'dan, Kupo'dan.Botego Php geliştirici iş ilanı
Çalıştığım firma olan Botego php geliştirici aramaktadır.
ilan detayları: yazılım geliştirici ilanıAşüfte sözcüğünün aşağılayıcı bir anlamı olduğunu düşünüyordum, yanılmışım.
"Fingir fingir aşüftelerin canı koca istiyor."- H. R. Gürpınar.Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
+Agent Smith: I killed you, Mr. Anderson. I watched you die... with a certain satisfaction, I might add. Then something happened. something that I knew was impossible, but it happened anyway. You destroyed me, Mr. Anderson. After that, I understood the rules, I knew what I was supposed to do, but I didn't. I couldn't. I was compelled to stay, compelled to disobey. And now, here I stand because of you, Mr. Anderson. Because of you, I'm no longer an Agent of this system. Because of you, I've changed. I'm unplugged. A new man, so to speak. Like you, apparently, free.
-Neo: Congratulations.
+Agent Smith: Thank you.William Shakespeare
Seeing that death, a necessary end,
Will come when it will come.
-- William Shakespeare, "Julius Caesar"
Noise proves nothing. Often a hen who has merely laid an egg cackles
as if she laid an asteroid.
-- Mark Twain
Talkers are no good doers.
-- William Shakespeare, "Henry VI"
He hath eaten me out of house and home.
-- William Shakespeare, "Henry IV"
Hell is empty and all the devils are here.
-- Wm. Shakespeare, "The Tempest"
Tempt not a desperate man.
-- William Shakespeare, "Romeo and Juliet"
A light wife doth make a heavy husband.
-- Wm. Shakespeare, "The Merchant of Venice"
So so is good, very good, very excellent good:
and yet it is not; it is but so so.
-- William Shakespeare, "As You Like It"
You may my glories and my state dispose,
But not my griefs; still am I king of those.
-- William Shakespeare, "Richard II"
Things past redress and now with me past care.
-- William Shakespeare, "Richard II"
Kiss me, Kate, we will be married o' Sunday.
-- William Shakespeare, "The Taming of the Shrew"
Always the dullness of the fool is the whetstone of the wits.
-- William Shakespeare, "As You Like It"
You have the capacity to learn from mistakes. You'll learn a lot today.How long? Not long, cause what you reap is what you sow.
Kitap okumaktan utanır gibi oluyorum
Minibüste, metroda ilkokul 100 temel eser kitabını okurken nedense bir an utanma duygusu geliyor, sonra gidiyor. Yaptığım şeyin neresinde yanlış olabilir diye her seferinde düşünüyorum, okumadım zamanında şimdi okuyorum, diyorum kendi kendime, dolayısıyla yaptığım şeyde bir tuhaflık da yok, diyorum.
Fakat şu kitapların kapaklarını biraz sade yapın lütfen, çizgifilm kapakları gibi olmasa belki de böyle bir şey düşünmeyeceğim bile.
Hem hepsini okumayan sadece ben değilim, yanımda oturanlar da yandan yandan okuyorlar, diğer sayfaya geçmeden önce onların da açık olan sayfanın sonuna gelmelerini bekliyorum.Doğruyu benimseyememek
Öncelikle söyleyeyim, evet doğru görecelidir. Doğruyu doğruca yapmak kişiye ve diğer etkenlere göre değişir fakat bundan da önce, doğrunun kendisi değişkendir. Bunları zaten biliyoruz. Benim bahsetmek istediğim, yapılanın başkaları tarafından "doğru olan budur" şeklinde söylenmesi sebebiyle yapılıyor olmasının insana hiçbir şey katmaması meselesdir.
Hemen aklıma ahlak ve görgü kuralları geldi. Bu kuralların çoğunu doğru bulmayıp, benimsemesek bile uyarız, ya da uymayız. Zaten bu kurallar, doğru bulmayan artık doğru olmadığını düşünmeyen ve kurallara uymayanlar tarafından canlı tutulur. Kurallar; zamanın, mekanın vb. etkenlere uygun olarak zamanla dğeişir gider.
Ama yine de birisi, doğru bulmasa da toplumun büyük bir kesimine uyum sağlamak için yanlış bulduğu kurallara uyarsa; bu kişiye de kızmamak gerekir, normal.
Anormal olan, toplumca kabul edilen doğrular yerine kişisel doğruların benimsenmeden uygulanmasıdır. Örneğin birisi gelir ve size "bunu şöyle yapman daha doğrudur" der fakat siz bunun gerçekten doğru olup olmadığında karar kılamaz, yine de size denilen doğruyu uygularsanız işte bu yanlış(bakın burda canlı örneği var) olur. Zira o kişi veya etken ortadan kalktığı andan itibaren o kişinin gösterdiği yoldan çıkarsınız.
Benimsemiyorsan yapma, kabul etme, tartış ortak bir doğru bul. Bulunamıyorsan, kendi doğruna devam et, bırak başkalarına yanlış gelsin. İnsan ol, robot değil.kod dolması
planlı programlı yazılan kod zamanla şişmeye başlıyor, 10 satırlık bir fonksiyon bug fixlerle oluyor 15 satır. insan, önce, "üff pislendi" diye üzülüyor; sonra, "şimdi daha güçlü" oldu diye seviniyor.
toplum sorunlarını çözmek için öncelikle makro seviyede mi, mikro seviyede mi çözümler üretmek gerekir? medeniyeti biraz daha yukarı çıkarmak için öncelikle hareket milletçe mi yapılmalı yoksa bireysel olarak mı yapmalı? ya da su akar yolunu bulur mu?
Botego'ya php geliştiri aranıyor
Botego'ya php geliştiri aranıyor.
- Yazmama gerek var mı ama nesne yönelimli geliştirme yapabilen, yaptığının dökümanını çıkartabilen
- yazılmış kodu okumayı, sevmese bile, bir seçenek olarak gören; görüp de üstüne bir şeyler koyabilen, koyarken ileride okuyacaklar için döküman ve kod içi yorumlar yazabilen
- yazılımın çalışmasıyla birlikte iyi bir altyapısının olmasının da gerekli olduğunu düşünen
- bir an önce çalışır bir şeyler çıkarmak içim yama yağmuru yapmak yerine planlı çalışmayı yeğleyen
- sürüm kontrol ve hata raporlama araçları kullanan, kullandıran
- grafik konusunda bilgisiz olsa da geliştirilen yazılım çekirdeğinin panel arayüzlerini kodlayabilecek
- active directory, single sign-on, eventlogs gibi işletim sistemi mekanizmalarına entegrasyon yapabilecek veya öğrenebilecek
- Twitter, friendfeed, facebook gibi sosyal sistemlere entegrasyon konusunda bilgisi olan veya öğrenebilecek kadar teknik bilgiye sahip olan
- Müşterilerin veritabanlarıyla bizim uygulamaların veritabanları arasında entegrasyon yapabilecek geliştirici arıyoruz.
Sorularınızı: mustafa.atik@gmail.com adresine,
Öz geçmişlerinizi şu adrese gönderiniz: ik@botego.comKıpır kıpır şarkı
Kıpır kıpır bir şarkı, dungu dungu dun dun (uyarı: kimileri için sinir bozucu olabilir)
Bilgisayardan uzak bir tatil günü istiyorum
Evet evet, uzak, çok uzak bir tatil istiyorum tüm teknolojiden uzaklarda. Elektirik bile olmasın, böyle bir tatil istiyorum.
Ne biçim şey bu, yılbaşı olur, ramazanı kurbanı olur, sağda solda toplanırız büyük bir gayretle, zira bu bile çok zor oluyor. Ama olsa n'olur, eğer biz yine bilgisayardan, koddan, teknolojiden konuşuyorsak?
Çok değil, üç dört kişi bir dağda kamp yapsak, yanımıza sadece nüfuz cüzdanlarımızı ce bir adet çakmak alıp da gitsek dağa. İlk önce taştan sopadan silah, tuzak yapsak, sonra avlansak, kendi ellerimizte kuşlar gibi tane tane yuvamızı yapsak, suyumuzu taştan çıkartsak ne güzel olur. Yahu bildiğin reset olur işte.
Bunu yine düşünmüştüm, aklıma şöyle sakat bir şey daha gelmişti: "ne güzel olur aslında. yanımıza not defteri de alırız, nasıl olsa kafamız mis gibi olacağından iyi çalışır, aklımıza gelen projeleri ve fikirleri yazarız." başka söze gerek yok.Asla duyamayacağınız bir şarkı: Patsy Cline - I Fall To Pieces
Mükemmel bir italyanca şarkı Lou Monte - Lazy Mary
O kadar çok dinliyorum ki yakında Fatih Terim kadar İtalyanca konuşabileceğim.
Telaffuz yanlışlarına son veren site
Nasıl telaffuz edildiğini bilmediğimiz şarkıcı, terim, kelime veya kavramlarla karşı karşıya kalabiliyoruz.
Örneğin linux'e "laynaks" diyenlerin var olması gibi. Bir de web2.0 ile popülerleşen ajax var.
İşte bu gibi durumlarda işimize yarayacak bir site var. Sitede, kelime telaffuzları farklı ülkelerden farklı kişiler tarafından yapılmış, dinleyerek doğrusunu öğrenebiliriz.
www.forvo.comDonald Knuth, Why he writes his books with a pencil
Donald Knuth ile yapılan bir söyleşiden alıntı, kalem kullanması hakkında söyledikleri işte:
Why he writes his books with a pencil
I love keyboards, but my manuscripts are always handwritten. The reason is that I type faster than I think. There's a synchronization problem. I can think of ideas at about the rate I can write them down with a pencil. But with typing I'm going faster, so I have to sync, and my thoughts have to start up and stop again in a way that involves more of my brain.
Ben de kağıt kalem ikilisiyle daha iyi yazıyorum. Doğru söylemiş.Şu günlerde Teoman şarkılarına sarmış durumdayım.
Gönülçelen, rapsodi istanbul, kardelen, saat 03:00, gemiler, iki yabancı, papatya, onyedi, paramparça, rüzgar gülü, sus konuşma, senden önce senden sonra, uykusuz her gece...
Çok sevmeye başladım bu şarkıları, halbuki geçmişte de dinlemiş, "iyi" deyip geçmiştim.Tüm kararlarımız rasyonel mi?
Kitaplarda yazar, "insanlar rasyonel kararlar verir, vermeseler bile biz verdiklerini farzederek konuları ele alacağız" diye. Ama gerçek dünyada rasyonellikten uzak o kadar çok şey yapıyoruz ki kitaplarda yazanlar sanki başka bir dünya için yazılmış gibi duruyor.
Belki rasyonelliği tanımlarken sadece rakamları kullanmamızdan ötürü öğreti ile gerçek arasında fark oluyor.
Örneğin bir ürünü alırken, verdiğimiz ile aldığımız sadece rakamsal, para olarak ele alınıyor. Ama paranın dışında da çok fazla verdiğimiz ve aldığımız şeyler vardır. Duygularımız.
Duyguların sınırı net olarak çizilemediği, tanımlanamadığı içindir ki duyguları rasyonel kavramına bulaştırmıyoruz.
Her ne olursa olsun, hayatın rakamsal rasyonelliklerle dönmediğini bilmeliyiz.
Şöyle çok iyi bir yazı var:
Fikir değiştirmek için rakamlardan fazlası gerekirTeoman: kendisi ve şarkıları
Teoman'ı papatya ve gemiler isimli şarkılarıyla tanımıştım. Yeni çıkmış bir rock şarkıcısından farksızdı, birkaç tane güzel şarkısı vardı.
Zamanla popüler olmaya başladı ve hatırladığım kadarıyla gece hayatına düşkündü. Paparazielere bol bol malzeme çıkartıyordu ya da paparaziler uydurmaktaydılar her şeyi. Neyse, bilmediğim şeylerden bahsetmeyeyim. Demek istediğim, özetle, teoman iyice sivrilmeye ve antipati toplamaya başlamıştı.
Kimileri, Teoman'ı, şarkıları dışındaki yaptığı şeylerle ve yaşamıyla değerlendirmektedirler. Kimisi beğenir kimisi beğenmez. Burda önemli olan, bir şarkıcının özel hayatı da toplumun isteklerine uyum sağlayacak mı sağlamayacak mı konusudur. Bambaşka ve derin bir konu. Ya da kestirme bir cevapla: banane özelinden.
Her ne olursa olsun, özel hayatını beğenmiyoruz diye şarkılarına haksız yere kötü deme hakkımız yoktur. Eğer varsa, hiç adil değildir.bir idol olarak steve jobs
siyah kazaklı sevgili apple'ın patronu jobs; yeni nesil bilgisayarcıların(evet; programcısı, grafikçisi, tamircisi, mühendisi benim için bilgisayarcıdır) idolü olmuştur.
geçmişte, gençler, hacker olmak için yanıp tutuşmaktaydılar. baktılar olmuyor; siyah şapka yerine faydalı işlere yöneldiler. burda iki tane seçenek vardı. birincisi herkesin; annemin bile, tanıdığı bill gatesdir. ikincisi ise steve jobs.
jobs daha karizmatik olduğundan (aç kal budala kal'ı seyredin), idol olmuştur.herkesten girişimci olmaz
özel sektör gelişip büyüyor, minik minik şirketler çoğalıyor. bunlar çok güzel şeyler ve bunların çoğu girişimciler sayesinde oluyor.
fakat girişimci tanımının doğruca yapılmaması nedeniyle zengin hakkında konuşan fakirler arasında şiddetli tartışmalara yol açıyor. girişimci; kimine göre fırsatçı, kimine göre geleceği gören, kimine göre risk alan, kimine göre de kalleş kapitalist olandır.
nasıl tanımlandığı bir kenara, herşeyi ve herkesi girişimci olarak görmek çok yanlıştır. birileri girişimci olur, birileri bu girişimciler altında çalışır. bir topluluktaki herkes girişimci olmamalıdır, olamaz. hem olsa da bir cacık olmaz. girişimci dediğin stres altında kalandır. herkes stres altında olunca, iş miş olmaz.iş yaparken klasik müzik dinleyin, çevrenizdekilere rahatsızlık vermeyin.
Bisssm.... Kemerlerinizi bağlayın, bana sıkıcı sarılın, başlıyoruz.
